Günümüzde büyük üretim şirketleri, genellikle birbirinden farklı CAD sistemleri kullanan çok sayıda tedarikçi ve iş ortağıyla çalışır. Bir OEM'in kendi mühendisleri Creo kullanırken, tedarik zincirindeki bir tedarikçi SOLIDWORKS, bir diğeri CATIA, bir başkası da NX veya Inventor kullanabilir. Bu durum, tasarım verisinin şirketler arasında paylaşılmasını ve yönetilmesini önemli bir zorluk haline getirir.

Bu noktada Ürün Yaşam Döngüsü Yönetimi (PLM) devreye girer. PLM, farklı CAD sistemlerinden gelen tasarım verilerini tek bir merkezi platformda birleştirerek, şirketlerin hangi CAD aracını kullandıklarından bağımsız olarak tüm ürün verisini tek bir "doğru kaynak" (single source of truth) üzerinden yönetmelerini sağlar.

Çoklu CAD Neden Kaçınılmazdır?

Küresel tedarik zincirlerinde, her tedarikçiye veya iş ortağına aynı CAD yazılımını kullanmasını dayatmak çoğu zaman mümkün değildir. Şirket birleşmeleri ve satın almalar, farklı bölgesel tercihler, tedarikçilerin kendi yatırımları ve mevcut altyapıları gibi birçok neden, kurumsal ortamlarda birden fazla CAD sisteminin bir arada bulunmasına yol açar. Bu gerçeklik göz önüne alındığında, çoklu CAD ortamını yönetebilen bir PLM stratejisi artık bir tercih değil, bir zorunluluktur.

Lufthansa Technik Örneği

Lufthansa Technik çoklu CAD PLM vaka çalışması
Lufthansa Technik — Severin Todt, Çoklu CAD PLM Sistemi Seçimi

Havacılık bakım, onarım ve revizyon (MRO) sektöründe faaliyet gösteren Lufthansa Technik, tedarik zincirinde çok sayıda farklı CAD formatıyla çalışmak zorunda olan şirketlerin başında gelir. Severin Todt'un aktardığına göre, şirketin farklı CAD sistemlerinden gelen verileri tek bir PLM platformunda birleştirme kararı, tasarım verisine erişimi kolaylaştırmış, ekipler arası iş birliğini güçlendirmiş ve parça/ürün verisinin bütünlüğünü korumasını sağlamıştır.

PLM'in Çoklu CAD Ortamında Sağladığı Avantajlar

  • Tek bir doğru kaynak: Hangi CAD sisteminde oluşturulduğuna bakılmaksızın tüm tasarım verisi merkezi bir yapıda saklanır ve yönetilir.
  • Daha güçlü iş birliği: Farklı CAD sistemleri kullanan ekipler ve tedarikçiler, aynı platform üzerinden veri paylaşabilir ve senkronize çalışabilir.
  • Veri bütünlüğünün korunması: Format dönüşümlerinden kaynaklanan veri kaybı riski azalır, revizyon takibi ve versiyon kontrolü merkezi olarak yönetilir.
  • Tedarikçi bağımsızlığı: Şirketler, tedarikçilerini veya iş ortaklarını belirli bir CAD yazılımı kullanmaya zorlamak zorunda kalmaz.
  • Daha hızlı ürün geliştirme: Farklı sistemlerden gelen verilerin manuel olarak dönüştürülmesi veya yeniden oluşturulması gerekmediğinden, geliştirme süreçleri hızlanır.

Sonuç

Çoklu CAD ortamları, modern tedarik zincirlerinin bir gerçeğidir ve bu gerçeklik göz ardı edilemez. Windchill gibi güçlü bir PLM platformu, farklı CAD sistemlerinden gelen verileri tek bir çatı altında birleştirerek, şirketlerin veri bütünlüğünü korumasına, ekipler arası iş birliğini güçlendirmesine ve ürün geliştirme süreçlerini hızlandırmasına yardımcı olur.